HAYAT SENİNLE GÜZEL

15/6/2007

GEL NEREDEYSEN GEL

YERİNDE OLMAK İSTEMEZDİM

DÜŞÜN NASIL ÜZÜLDÜGÜMÜ

İÇİM KAN AGLIYORKEN

HERKEZE MUTLU GİBİ GÖRÜNDÜGÜMÜ

BEN AGLARKEN SEN MUTLU OLABİLECEKMİSİN

UYUYA BİLECEKMİSİN ELLERİN KOYNUNDA

HİÇ BİR ESER YOK

HİÇ BİR İZ YOK BİZDEN

UNUTABİLECEKMİSİN GERÇEKTEN

GEL NEREDEYSEN GEL

YAPAMIYORUMMMMM.......

GEL AYNADA KENDİME BAKAMIYORUM..........................

 

14/6/2007

DOSTLUK İPİ


Genç adam iyi bir terziymiş. Bir dikiş makinesi ve küçücük bir dükkanı
varmış. Sabahlara kadar uğraşıp didinir ama pek az para kazanırmış.Çok
soğuk
bir kış gecesi dükkanı kapatırken elektrik sobasını açık unutmuş ve
çıkan
yangın onun felaketi olmuş. Artık ne bir işi varmış ne de parası.

Günler boyu iş aramış ama bulamamış. Yük taşımış, bulaşıkçılık yapmış,
yine
de evinin kirasını ödeyecek kadar para kazanamamış. Sonunda ev
sahibinin de
sabrı taşınca, küçük bir bavula sığan eşyalarıyla sokakta bulmuş
kendini.

Mevsim kış, hava ayaz olsa da genç adamın köşedeki parktan başka
gidecek
yeri yokmuş. Bir sabah iş arayacak derman bulamamış bacaklarında.
Açlıktan
ve soğuktan bitkin bir şekilde bankta otururken, kocaman bir araba
yanaşmış
kaldırıma. Arka kapıyı açmaya çalışan şoförü kızgınlıkla yana itmiş
arabadan
inen yaşlı adam, "Yalnız bırakın beni, parkta dolaşırsam belki sinirim
geçer" diye söylenmiş. Zengin bir işadamı olduğu her halinden belli
olan
ihtiyar, birkaç adım attıktan sonra bankta titreyen terziyi görmüş.

Terzi, adamın üzerindeki paltoya bakıyormuş dikkatle. Birden siniri
geçiveren ihtiyar, "Zavallı adamcağız kimbilir nasıl üşüyordur, ona
nasıl
yardım etsem acaba?" diye düşünmeye başlamış. Oysa terzinin düşlediği
paltonun sıcaklığı değilmiş. O, çok kalın ve kaliteli bir kumaştan
üretilen
bu paltonun sahibine hiç de yakışmadığını ve onun vücuduna uygun
şekilde
dikilmediğini düşünüyormuş. Yaşlı işadamı terzinin yanına yaklaşıp, "Ne
o
evlat, bu ayazda parkta donmuşsun. İstersen paltomu sana verebilirim"
deyince, "Hayır, teşekkür ederim. Ben sadece bu paltonun size göre
olmadığını düşünüyordum. Kumaşı fazla kalın ve sizi olduğunuzdan şişman
göstermiş" diye yanıt vermiş terzi. Yaşlı adam bu cevabı alınca hayli
şaşırmış. Çünkü o da üzerindeki paltoya onca para ödediği halde
kendisine
bir türlü yakıştıramıyormuş.

"Soğuktan titrerken nasıl böyle bir şeye dikkat edebiliyorsun?" diye
soran
yaşlı adam, "Ben terziyim" yanıtını alınca "Benimle gel, hayat hikayeni
yolda anlatırsın" diyerek arabaya bindirmiş bizim terziyi. Bu
karşılaşma,
terzinin hayatındaki dönüm noktası olmuş. Böyle yetenekli bir insanın
işsiz
ve evsiz kalmasına çok üzülen iyiliksever yaşlı adam, terziye bir
dükkan
açmasına yetecek kadar para vermiş. Bunun karşılığında tek istediği
kendi
giysilerini bu genç adamın dikmesiymiş. Terzi yeniden bir işe hem de
kendi
işine başlamanın heyecanıyla deliler gibi çalışmaya başlamış. Bu arada
yaşlı
işadamı da desteğini esirgemiyor, onu kendi çevresinden zengin
kişilerle
tanıştırarak yeni siparişler almasını sağlıyormuş. Küçük dükkan önce
kocaman
bir modaevine dönüşmüş, sonra da pek çok ünlü marka için üretim yapmaya
başlamış. Terzi artık "ünlü işadamı" diye anılır olmuş.

Bir gün ihtiyar adam onu ziyarete gitmiş. Terzi çok büyük bir iş
bağlantısı
yapmak üzere yurt dışına gidecekmiş ve uçağa yetişmesine az bir zaman
varmış. Biraz sohbet ettikten sonra yaşlı adam birden fenalaşmış, kalp
krizi
geçiriyormuş. Hemen bir ambulans çağırılarak hastaneye kaldırılmış.
Yeni
işadamımız ise büyük işi kaçırmak istemediği için uçağa yetişmiş. Yaşlı
adam
krizi atlatmış ve uzun süre hastanede yatmış, bir yandan da sadece bir
kez
telefon ederek durumunu soran terziyi bekliyormuş. Fakat terzi daha çok
para
kazanmak için oradan oraya koştururken bir türlü yaşlı adamı ziyarete
gidememiş.

Aradan o kadar uzun bir süre geçmiş ki bu sefer de utancından yaşlı
adamın
kapısını çalamaz olmuş. Bir süre sonra terzinin işleri yolunda
gitmemeye
başlamış.

Fabrikalarını kapatmak zorunda kalmış ve elinde kala kala yine küçücük
bir
dükkan kalmış. Utana sıkıla yaşlı adama koşmuş hemen nerede hata
yaptığını
sormak için. Son derece kırgın olan ihtiyar yine de onu kabul etmiş ama
anlatacağı öyküyü dinledikten sonra hemen çıkıp gitmesini istemiş. Ve
başlamış anlatmaya: "Bir zamanlar fakir bir oduncu varmış. Ormandaki
bir
kulübede yaşar ve odun keserek hayatını kazanırmış. Bir gün kulübesinde
yangın çıkmış ve bu yangın bütün ormanı kül etmiş. O çevrede kimse ona
güvenip iş vermeyince, çıkınını alan oduncu, eşeğine binip yola
koyulmuş.

Ağacların arasında yürürken birinin kendisine seslendiğini
duymuş.Başını
kaldırınca konuşanın bir bülbül olduğunu görmüş. Bülbül ona "Senin
haline
çok üzüldüm, şimdi öyle bir büyü yapacağım ki eşeğin çok güzel şarkı
söylemeye başlayacak, sen de onunla gösteriler yapıp çok para
kazanacaksın"
demiş. Gerçekten de eşek birbirinden güzel şarkılar söylemeye başlamış.

Oduncu o şehir senin bu kasaba benim dolaşıp eşeğine şarkı söyletiyor
ve
herkes onları izlemek için birbiriyle yarışıyormuş. Oduncu ve şarkı
söyleyen
eşeği bütün ülkede ünlenmişler. Bir gün yine bir gösteriye yetişmek
için
koştururlarken, bülbülün yardım isteyen sesini duymuş oduncu. Bir kedi
bülbülü yakalamış ve yemek üzereymiş. Şöyle bir duraklamış ama
gösteriye
gitmemeyi, onca parayı kaçırmayı gözü yememiş, arkasına bakmadan kaçmış
oradan. Gösteri başladığında ise eşeği her zamanki gibi güzel şarkılar
söylemek yerine sadece bir eşeğin çıkarabileceği sesleri çıkarmış.

Oduncu kendisini şarlatanlıkla suçlayan izleyicilerin elinden canını
zor
kurtarmış. İşte o zaman bülbül ölünce büyünün bozulduğunu anlamış. Ben
de
senin bülbülündüm ve sen beni öldürdün, büyü de o yüzden bozuldu. Keşke
güzel giysiler dikerken dostluk ipliğini koparmasaydın..."

Öyküyü dinleyince hemen çıkıp gitmiş terzi, çünkü söyleyecek bir sözü
yokmuş...

_________________

14/6/2007

TEK SENİ SEVDİM YAR









14/6/2007

TEK SENİ SEVDİM YAR




10/6/2007

ALZEİMER HASTALIGI

Belirtileri ve Tedavi Yöntemleri İle Alzeimer
Alzheimer, normal yaşlanmanın bir parçası değil. İleri yaşlarda kaçınılmaz olarak ortaya çıkan bir durum olduğu da doğru değil.Alzheimer, hastalığı beyni hafıza ile ilgili bölümlerinde en belirgin olmak üzere yaygın olarak etkileyen bir hastalıktır. Temel bulgu hafıza kaybıdır. Ayrıca duygu, düşünce, davranış, konuşma, el becerisi vb. değişik derecelerde etkilenir.

Hastalık sinsi başlangıçlı ve yavaş seyirlidir. Entelektüel yeteneklerde azalma sürekli olarak devam eder. Hastalığın seri bir hastadan, diğerine çok farklılıklar gösterir. Alzheimer hastalığı bir kural olmamakla beraber ileri yaş hastalığıdır.

50 yaşın altında çok nadirdir. Hastaların çoğu 65 yaşın üzerindedir. 65 yaş üzerindeki nüfusun yüzde 5 – 6’sında Alzheimer hastalığı veya benzer bir bunama (demans) hastalığı vardır.

Araştırmalar 65 – 74 yaş arasında demansı olanların topluma oranın yüzde 1 – 2, 75 – 84 yaş arasında yüzde 7 – 10 olduğunu göstermiştir. Yaşla beraber görülme sıklığı artarak 85 yaşının üzerinde bu oran yüzde 25 – 35’e ulaşır.

İnsan ömrü uzuyor
Alzheimer hastalığı her ne kadar yaşlanmanın mutlak bir sonucu olmasa da hastalık sıklıkla 65 yaş üzerinde ortaya çıktığı göz önüne alınırsa her geçen yıl dünyadaki Alzheimer hastası oranı toplam nüfusa göre artacaktır.

Alzheimer hastalığı bir ailenin bir kaç kuşağında ve birden çok aile ferdinde ortaya çıkıyorsa ailesel Alzheimer hastalığından bahsedirlir. Ailesel Alzheimer hastalığı çok nadirdir.

Alzheimer nedir?
Hastalık nöron denen beyin hücrelerinin ölümü sonucuortaya çıkar. Bunun nedeni olasılıkla genetik yatkınlıktır.

Beyin hücrelerindeki ölüm, hastalık bulguları ortaya çıkmadan uzun yıllar önce başlar. Ortaya çıkan hücre yıkımı geri dönüşümsüzdür.Hücre yıkımının en belirgin olduğu beyin bölgeleri hafıza, konuşma (lisan) ve işitme merkezlerinin bulunduğu temporal bölge ve kısa hipokampal bölgedir.Ayrıca düşünme, karar verme, kişilik, hareket gib, fonksiyonlardan sorumlu frontal bölge ve diğer beyin bölgelerinde de hücre kaybı ortaya çıkar.

Hastalığın nedeni tam olarak anlaşılmamıştır. Alzheimer hastalığı için temel risk faktörü artan yaştır. Bazı araştırmacılar ailesel yatkınlığın önemini vurgulamaktadırlar. Gerçekten Alzheimer hastalığının ailenin bir çok kuşağında yoğun olarak göründüğü ve hastalığın genellikle daha genç yaşlarda ortaya çıktığı aileler vardır.

DNA analizleri bu ailelerin bazılarında kromozan 14 ve 21 bazı anormallikler olduğunu göstermiştir. Kromozon 19’da anormallik saptanan ancak hastalığın daha geç yaşta ortaya çıktığı ailelerde vardır. Bu oldukça nadir ailesel Alzheimer hastalığı olgularını bir tarafa bırakırsak ailesinde Alzheimer hastalığı olan bir kişinin ileri yaşlarda Alzheimer hastalığı olma riskinin, ailesinde Alzheimer hastalığı olmayan bir kişiye göre sadece %1 daha fazla olduğu ortaya konmuştur.Alzheimer hastalığı, son yıllarda hastalığın seyrini değiştiren bazı tedavi seçenekleri ortaya çıkmış olmasına rağmen, iyileştirilebilir ya da düzeltilebilir bir hastalık değildir.

Ancak hastalığın ilerleme hızını yavaşlatmak, hastalık seyri sırasında ortaya çıkan bazı rahatsız edici bulguları düzeltmek, ortadan kaldırmak mümkündür. Erken dönem Alzheimer hastaları genellikle aileleri yanında yaşamaktadır. Ülkemizde ileri dönemde de bu hastaların bakımı büyük oranda ailesi tarafından yapılmaktadır. Bu yüzden tıbbi tedavinin yanında ailenin bilgilendirilmesi önemlidir. Ülkemizde halk sağlığından sorumlu kuruluşları tarafından bu konuda yaygın destek servislerinin kurulması gereği de konunun çok önemli bir başka boyutudur.

Belirtileri nelerdir?
Alzheimer hastalığı nadiren 65 yaş öncesinde ortaya çıkar. Başlangıcı genellikle oldukça sinsidir. İlerleyici bir hastalıktır. Bu ilerleyiş genellikle yavaştır. Ancak oldukça hızlı seyirli olgularda vardır. Temel problem ilerleyici hafıza (bellek) kaybıdır.

Özellikle yakın bellek ve kısa süreli bellekte sorun vardır. Hafif kişilik değişiklikleri, spontanitenin azalması (kendi kendine karar verip herhangi bir eylemde bulunma), bir apati (şaşkınlık hali, yer ve olaylara karşı uygun duygu durumu ve reaksiyonları göstermeme durumu, sosyal izolasyon (çevreden uzaklaşma, içine kapanma) hastalığın erken dönemlerinde ortaya çıkar.

Hastalık ilerledikçe düşünce ve hesaplama, okuma gibi yeteklerde de problemler ortaya çıkmaya başlar. Günlük işleri organize etmekte sorunlar yaşanmaya başlar. Bu dönemde ajitasyon (saldırganlık), irritabilite (huzursuzluk) gibi duygu durumu ile ilgili problemler yaşanabilir.

Hastalığın daha geç dönemlerinde ayları, yılları karıştırma, bulunduğu yeri bilememe gibi tablolar görülebilir. Bu dönemde hasta uzun süreli anlamlı sözel ilişkiyi sürdürme kabiliyetinde değildir. İlişki kurma yeteneği yetersizdir. Değerlendirme ve yargılama sorunları yaşar. Çevre ve olaylara ilgisiz ya da uyumsuz duygu durumu ve yüz ifadesi olabilir. Konuşma kapasitesi ileri derecede kısıtlanabilir.

Kelimeleri bulamaz, yanlış kelimeler kullanarak konuşur. Ya da konuşmaz. Daha ileri olgularda mesane ve rektum kontrölü yoktur. Nadir hasta tamamen yatağa bağımlı hale gelir. Bundan sonraki evre ölümdür. Hastalığın kendisi ölüme neden olmaz.

Alzheimer hastalığı seyri sırasında hastalarda nadiren yaşam süresini etkileyen komplikasyonlar ortaya çıkabilir. Bu komplikasyonlar içinde en sık görülen ve ölüm nedeni olabilen hastalık pnömoni (zatürre) dir. Bir çok hasta ileri dönemlere gelmeden kalp hastalığı gibi araya giren başka doğal nedenler yüzzünden kaybediliyor. Alzheimer hastalığında ortalama yaşam süresi 8 – 10 yıldır.
Hastalığın kendisi ölüm nedeni olmadığından genç hastalar bu ortalamadan çok daha uzun süre yaşarlar.

Görüldüğü gibi Alzheimer hastalığı bulgu ve problemleri hastalık süresi ile giderek artmakta ve geniş bir yelpazeye yayılmaktadır. Hastalığın seyri ve bulgular kişiler kişiler arasında önemli farklılıklar gösterir.

Alzheimer hastalarının pek çoğu sevdiği işi yapabilmeyi, kişiler arası ilişkileri sürdürebilmeyi, aile ve arkadaşlar arasında anlamlı aktivitelere katılabilmeyi gerçekleştirebilirler.

Bir Alzheimer hastası matematik işlemleri yapamayabilir fakat hala dergileri büyük bir zevkle okuyabilir. Hasta için piyona çalmak giderek artan hataları nedeni ile ona sıkıntı verebilir ama aynı hasta şarkı söylemekten büyük mutluluk duyabilir. Santranç tahtasını ona çok yabancı gelirken rahatlıkla ve keyifle tenis oynayabilir.

Mutfak işerini yapamıyor ve bundan sıkıntı duyuyor ama bütün gün bahçe işleri ile uğraşmaktan zevk alıyor olabilir. Hastanın bu özellikleri iyi saptanırsa, hastalığın getirdiği günlük sorunların yanında, hasta ve ailesi için mutluluk verici anların oluşması sağlanabilir.

Alzheimer hastalığında hafıza kaybı dışında birçok başka bulgu vardır. Amerikan Alzheimer Derneği tarafından hasta yakınlarının bu hastalığı daha kolay tanınmalararını sağlayabilmek amacı ile şu 10 noktaya vurgu yapmıştır.

1. İş hayatını etkileyen hafıza kayıpları: Zaman zaman bazı toplantıları, tarih ve saatleri, başımızdan geçen bir olayı unutmak normaldir. Bu durumun sürekliliği, iş ve günlük yaşamı etkilemei bazı şeylerin doğru gitmediğini konusunda uyarıcı olmalıdır.

2. Alışılmış işlerde zorlukların yaşanması: İşlerin yoğun olduğu dönemlerde yada kişinin bilincini meşkul eden kişisel ya da iş yaşamı ile ilgili problemlerin varlığında, aslında kolaylıkla ve sürekli olarak yapılan işlerde aksamalar ortaya çıkabilir. Bu durumun sürekli bir hal alması, işleri gereğinden çok daha uzun bir zamanda ve hatalarla yapabilme durumu uyarıcı olmalıdır.

3. Dil sorunları yaşamak: Herkes zaman zaman doğru kelimeyi bulmakta zorlanır. Alzheimer hastalığı olan kişiler çok basit kelimeleri unutabilir ve yerine hiçte uygun olmayan kelimeler kullanabilirler. Kelime hatırlama güçlüğünün sürekli hale gelmesi uyarıcı olmalıdır.

4. Zaman ve yer bilincinin kaybolması: Sağlıklı kişilerde bazen günleri karıştırabilirler. Örneğin tatillerde... Bu bir hastalık belirtisi değildir. Alzheimer hastalarında bu durum süreklidir. Günü, ayı, mevsimi, yılı hatırlamakta güçlük çekerler. Bulundukları yer ve orada ne amaçla bulundukları konusunda fikir sahibi olmayabilirler.

5. Karar vermede zayıflama veya azalma: Bazen sağlıklı kişilerde günlük yaşamları veya işleri ile ilgili uygun kararlar vermekte zorlanabilirler. Bu durumun basit işler için sürekli hale gelmesi uyarıcı olmalıdır. Örneğin (hava soğuk kazağı mı giymeliyim, bluzu mu?, uygun kıyafet hangisi?, önce hangisini giyeceğim?), yemek yerken alet kullanımı (çatalı mı kullanmalıyım, kaşığı mı?) gibi basit işler için kişi karar vermekte güçlük çekiyorsa uyarıcı olmalıdır.

6. Özetleme yapmakta zorluklar: bazen konuyu toparlamakta, kısaca özetlemekte zorluk çekebiliriz. Alzheimer hastaları sıklıkla ana fikre ulaşamadan konunun çevresinde dolaşırlar. Bazen unuttukları yerleri olmayan olay ve fikirlerle doldururlar. Sıklıkla konuşmanın sonunu getiremezler. Bir sohbeti veya tartışmayı anlamlı bir şekilde sürdürüp sonlandıramazlar.

7. Eşyaları yanlış yerlere koymak: En sık karşılaşılan bulgulardan biridir. Aslında zaman zaman herkesin eşyalarını yanlış yerlere koyduğu ve daha sonra bulmakta güçlük çektiği olur. Bunun sürekli olması uyarıcı olmalıdır. Alzheimer hastaları en sıklıkla gözlük, anahtar, saat gibi günlük yaşantılarında kullandıkları eşyaları kaybederler. Ayrıca eşyaları uygunsuz yerlere koyabilirler.

8. Davranış ve ruhsal durumdaki değişimler: Aslında her sağlıklı insan çeşitli faktörlerin etkisi altında değişik ruhsal durumlar ve davranışlar gösterebilir. Bu kişide nedeni anlaşılamayan davranış ve ani duyu durumu değişiklikleri varsa uyarıcı olmalıdır.

9. Kişilikte değişme: Kişilikler yaş ile değişebilir. Bu değişimin hiç beklenmedik şekilde ve hızlı olması uyarıcı olmalıdır.

10. İnsiyatif kaybı: Zaman zaman duygu durumu ile ilgili olarak ev işleri ve iş yerinde kişiler işlere ilgisiz ve işlerle ilgili insiyatifsiz olabilirler. Bu durumun duygu durumu değişiklikleri (depresyon gibi) olmaksızın ortaya çıkması ve sürekli artması uyarıcı olmalıdır.

Alzheimer tedavisi
Son yirmi- otuz yılda, Alzheimer hastalığının yaşlılığın doğal bir parçası olmadığı, kişide yetersizlik ve toplum için önemli sosyal problemler yarattığı kabul edilmiştir. Hastalığın tedavisi bundan sonra hız kazanmıştır.

Bir çok tedavi yöntemi mevcuttur. Bunlar hastalığın düzeltilmesinden çok, hastalığın ilerleme hızını yavaşlatmak, kişide bağımsız yaşayamama durumunun oluşmasını engelleyecek yada geciktirecek, hastalıkla ilişkili olarak ortaya çıkabilecek sıkıntı, huzursuzluk, saldırganlık, depresyon, halusinasyon, hezeyan gibi durumları düzeltebilecek yöntemlerdir. Anlaşılabileceği gibi tedavinin en önemli stratejisi erken tanı ve erken tedavidir.

İlaç tedavisinin yanı sıra aile ve bakıcıların eğitimi, Alzheimer hastalığı merkezleri ile ilişkinin kurulması çok önemlidir.

Birçok Alzheimer hastalığı hastasının bakım sorumluluğu yakınlarındadır. Eşleri, çocukları, torunları bazen arkadaşları bu sorumluluğu üstlenirler.

Alzheimer hastalığı konusunda yeterince bilgilendirilmemiş, oluşabilecek sorunlarla mücadele etme konusunda bilgisiz ve deneyimsiz bakıcılar büyük bir stres altında kalırlar. Bir araştırmaya göre Alzheimer hastalarının bakımından sorumlu bireylerde toplumun geneline göre depresyonun yüzde 54, sıkıntı, huzursuzluk, öfke gibi yakınmaların yüzde 67 oranından fazla olduğunu göstermiştir.

Alzheimer hastaları için önemli konulardan biri de çevrenin düzenlenmesidir. Çevre onlara kolaylık sağlayacak detaylardan arındırılmış objelerden oluşturulmalıdır.

Takılıp düşebilecekleri eşyalar, kaymalarına neden olabilecek parça halılar ortadan kaldırılmalıdır. Hastalar geceleri, karanlıkta huzursuz olabilirler. Yer ile ilgili yargıları bozulabilir.
Yaşadığı yer ona yabancı gelebilir. Gündüz kolayca bulduğu tuvaletin, mutfağın yerini bulamayabilir. Eşyaları karanlıkta yabancı, rahatsız edici, tehdit edici objeler olarak algılayabilirler. Gece hastanın odasının, koridor ve tuvalet gibi gece kullandığı alanların yeterli aydınlatılması gerekebilir. Değişiklikten rahatsız olurlar.

Odalarındaki eşyaların yerlerinin değiştirilmesi, odadaki eşyaların değiştirilmesi ortama yabancılaşma duygusu ve huzursuzluk yaratabilir. Bu nedenle sık eşya ve ortam değişiklikleri yapılmamalıdır.

Alzheimer hastalığını tamamen ortadan kaldırabilecek bir tedavi yöntemi yoktur. Ancak özellikle hastalığın erken dönemlerinde yakınma ve bulgularda azalma ve kısmi düzelme sağlayabilecek tedaviler vardır.

Hastalığın ilerleyişini de kısmen yavaşlatmak mümkündür. Hastanın tedavisini zorlaştıran ve ek sorunlara neden olan depresyon ve davranış bozuklukları, huzursuzluk, hayaller görme ve paranoid fikirler gibi psikiyatrik durumlar ise önemli ölçüde tedavi edilebilirler.

Psikiyatrik destek
Alzheimer hastalığı temel olarak hafıza ve zihinsel yeteneklerde bozulmaya neden olan bir hastalıktır. Bu hastaların yüzde 70-90’ında duygu ve davranış bozuklukları da vardır.

Bunlar uykusuzluk, aşırı uyuma, amaçsız dolaşma, sinirlilik, öfke, saldırganlık, gibi davranışsal sorunlar ve depresyon, halusinasyon(olmayan cisimleri görme, olmayan sesleri duyma), hezeyanlar olarak sınıflanabilir.

Bu yakınmalar birçok hastada akşamları kötüleşir. Buna gün batımı fenomeni denir. Bazen hastaların banyo yapma gibi günlük bir aktiviteyigerçekleştirirken bu bulgular kötüleşebilir. Davranışsal sorunlar, aile, hastanın çevresi ve diğer bakıcıları için rahatsız edicidir.

Hasta ile ilişkiyi ve hastanın bakımını zorlaştırır. Ancak bu sorunların ilaçla tedavisi mümkündür. Bunlar dışında davranış sorunlarına yönelik kullanılabilecek birçok ilaç vardır. Halusinasyonlar ve hezeyanlar benzer şekilde tedavi edilebilirler.

Hastalığın 10 belirtisi

Kendinizde yada bir yakınınızda bu belirtilerden bir yada bir kaçını fark ettiyseniz, vakit geçirmeden bir nörolog yada psikiyatriste başvurunuz.

.Günlük yaşam işlevlerini engelleyecek düzeyde bellek kaybı.
.Günlük yaşam işlevlerini yerine getirmede zorluk çekme.
.Basit kelimeleri bulmada güçlük çekme.
.Zaman ve mekanları karıştırma.
.Yargıya varma ve karar vermede güçlük çekme.
.Pratik düşünme becerisinde güçlük çekme.
.Sık kullanılan eşyaları yanlış yere koyma.
.Ruh hali ve davranışlarda değişiklik gösterme.
.Kişilik değişiklikleri gösterme.
.Alışagelmiş işler ve sorumluluklardan kaçma.

3/6/2007

HERSEYİN CARESİ ZAMAN

aşk resimleri

25/5/2007

SENSİZLİK

25/5/2007

YENİ BİR ASK

25/5/2007

EYYY ASK

« Önceki ::